MHP Başkanı Bahçeli: “Terörsüz Türkiye’de Eşit Haklarla Millet Buluşacak”
(ANKARA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara’da yapılan Türkgün Gazetesi röportajında, “Terörsüz Türkiye” sürecinin temelini “eşit hak ve sorumluluklar” üzerine kurduğunu belirtti. Sözlerini, “Tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz” diyerek vurguladı. Bahçeli, Terörsüz Türkiye’nin, hak ve özgürlüklerin, demokratik gelişimin aynı zamanda da üniter milli yapımızın teminatı olduğunu söyledi.
Bahçeli, “Terörsüz Türkiye”nin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş coğrafyada barış ve istikrarın güçlenmesini hedeflediğini sözlerine ekledi. “Suriye, Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesi, milli birliklerin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesi, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesi” gerektiğini ifade etti. Öyle ki, “illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması” zorunlu bir adım olarak nitelendirdi.
Sözlerini sürdüren Bahçeli, Türkiye’nin enerji, ulaştırma ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunduğunu ve Orta Koridor, Turan Koridoru gibi stratejik projelerin başarıya ulaşmasının güvenlik ve istikrar iklimine bağlı olduğunu belirtti. “Terörle mücadelede elde ettiğimiz tecrübeyi, bölgesel istikrarın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştürebileceğiz” diyerek, Türkiye’nin uluslararası etkinliğinin artacağını vurguladı. Aynı zamanda savunma sanayii, lojistik, turizm, tarım ve sınır ticareti gibi sektörlerde yeni fırsatların doğacağını öne sürdü.
Bahçeli, “Türkiye temel hak ve hürriyetlerin anayasal güvence altında olduğu, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olduğunu, bireysel hak ve özgürlükleri geliştirme arzusunda olduğunu söyledi. “Bireysel hak ve özgürlüklerin anayasada belirtilen istisnai durumlar dışında kısıtlanması söz konusu değildir” diyerek, kolektif hakların ayrıştırıcı etkisine dikkat çekti. “Etnik köken, cinsiyet ya da dini/mezhepsel grupları referans alarak şekillendirilen kolektif haklar, milli egemenliği aşındıran bir yapıdır” ekledi.
“PKK’nın fesih kararı, Türkiye’de yeni bir başlangıç için önemli bir adım” diyerek, terörle mücadele ve demokrasinin güçlenmesi arasında bağ kurdu. “Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır” sözleriyle, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikasında ilerlemesi gerektiğini savundu. “Türk vatandaşlığı, milli kimliğimizi siyasal şemsiye formuna dönüştüren bir işleve sahiptir” diyerek, vatandaşlığın “verili” değil “iradî” olduğunu vurguladı.
Bahçeli, “Terörsüz Türkiye”nin, sadece güvenlik politikalarının başarısı değil, ekonomik refahın, diplomatik etkinliğin ve bölgesel istikrarın stratejik anahtarı olduğunu söyledi. “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında güçlü devlet, güçlü ekonomi ve etkin dış politika hedefleri, güven ve istikrar iklimiyle daha sağlam bir zemine oturacaktır” dedi. “Bu bağlamda tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz” diyerek, tek bir çatı altında birleşmeyi öne sürdü.
İlginç bir şekilde, Bahçeli, “Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini” önermesiyle, Türkiye’nin bölgesel stratejisinin ne kadar geniş olduğunu gösterdi. “Terörle mücadelede elde ettiğimiz tecrübeyi bölgesel istikrarın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştürebileceğiz” diyerek, Türkiye’nin stratejik konumunu bir kez daha vurguladı.
Bakanlıklar, sivil toplum örgütleri, akademisyenler ve halkın farklı kesimlerinden sesler, bahçeli’nin sözlerini çeşitli açılardan yorumlamaya başladı. Bazıları “Birleştirici” bir mesaj olduğunu, bazıları ise “Ayrıştırıcı” bir dil kullandığını öne sürdü. Bu yüzden, “Türk vatandaşlığı” ve “Terörsüz Türkiye” kavramları, günümüzde hem politik hem de toplumsal tartışmalara konu oldu.
Bakalım bundan sonra ne olacak? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber

