İBB Davası 68. Günde Ruşen Çakır’la Sözleşme Çatışması
İBB Davası’nın 68’inci gününde Silivri’de yeni açılan kapalı cezaevi salonunda, Medyascope Genel Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın savunması sahnede beklenenden çok daha dramatik bir hal aldı. 53 tutuklu, 414 sanıklı dava kapsamında, gazeteci olarak yargılananlar akşam saatlerinde savunmalarına geçerken, ruşen Çakır, “Parayla haber yapacak kadar şerefsiz olsam bana para veren insan içeri girdiği zaman korkumdan ağzımı açmam” diyerek yargıcı çarpıtma çabasında. Korkunç bir sözüyle, “Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazdığım yazıların büyük bir kısmı eleştireldir” diyerek, 40 yıl süren gazetecilik kariyerini de abartılıca savunmuş.
Olayın yerinde, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonu, gümüş renginde ışıklarla dolup taşarken, savunma sırasında Ruşen Çakır’ın sözleri bir anda sahneye çarptı. “Bugüne kadar çok Kürt meselesi, İslamcılık, ülkücü hareket, Alevilik gibi zor konularda yıllarca çalıştım ve bir kere bile yargılanmadım” diyerek, geçmişteki cesur haberlerini hatırlattı. Anlaşılan, Kandil’de Duran Kalkan’la röportajının ardından bile suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı.
Medenatçı, “19 Mart 2025’te gözaltılar oldu. Çok oldu ama biz gazeteciyiz, tabii ki takip ettik” diyerek, ek olarak, “Ekrem İmamoğlu ile Murat Ongun’un polis ifadelerinde benim de içinde olduğum galiba 12 gazeteci hakkında ifade verdiği çıktı” demiş. Burada “Meşe” adlı gizli tanığın adıyla ilgili iddialar ortaya çıkmış. Böylelikle, “HABER ÇIKINCA TUTUKLANMAYI BEKLEDİM” diyerek, bir video da hazırlamış, “Eğer bu videoyu izliyorsanız ben tutukluyum demektir” başlığıyla.
Zam Haber’in sahibi Alican Ayvataş ise, 15 Ağustos 2025’te “sosyal medyada yapılanması” adı altında gözaltına alındığını, “4 gün emniyette kaldım” diyerek, ikinci gün ifade verdiğini, fakat sorulan soruların dışında iddianamede Alican Ayvataş olarak geldiğini, “Bana orada Zam Haber’le alakalı sorular sorulmuştu” diyerek, ne cevap vermesi gerektiğini bile bile olmadığını söyler.
Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı’nın da davaya dahil edildiği iddialar, “Galatasaray maçına gitmekle suç işleniyor” iddiasıyla birleşir. Ongun, “2-3 kere yayın yaptık, çok fazla haber yapmadık” diyerek, “Galatasaray’ı kombine sahibi olmak, maçlara gitmek gibi bir suç işlemek” diyerek, iddiaları destekler. Bu iddialar, 18 Mayıs 2025’te Akşam gazetesinde “İmamoğlu Medyası A.Ş” başlıklı haberle gündeme gelmiş.
Kısa bir süre sonra, “Bunları niye yaptınız?” sorusu, bir hanımefende sorulurken, Ruşen Çakır, “Hanımefendi, kusura bakmayın ama siz bunu bana kafeteryada sorsaydınız küfrederdim” diyerek, ceza mahkemesinde bir gülümsemeyle yanıt vermiş.
Bütün bu iddialar, 68’inci günün sonunda, mahkeme salonunda bir gölgelik gibi kalmış. Gözaltı, tutuklama, müvekkil hakları ve gazetecilik özgürlüğü konularında sürüklenen bu olay, gazetecilerin yargı sistemiyle olan çatışmasının yeni bir sayfasını açıyor. İstediğimiz, bu yolda adaletin nasıl şekilleneceği ve gazetecilik mesleğinin geleceğinin nasıl belirleneceği.
Kaynak: Orijinal Haber

